Buram Buram Amsterdam

Şehrin nüfusu 1 milyonun altında olmasına rağmen Amsterdam’ı ziyaret eden turist sayısı yılda 18 milyonun üzerinde. Turist sayısındaki artış şehir sakinlerini korkutmaya başlayınca; şehrin reklam faaliyetlerine son verilerek, 2020 yılı itibariyle konaklamaya ekstra vergi uygulaması başlatıldı. Ancak tüm bunlara rağmen gezerken her anlamda özgürlüğü hissedebileceğiniz, yani o vergiye değecek ilginç bir şehir: Amsterdam. 

Gitmeden önce kiminle konuştuysam iki gün kalsan yeter, küçücük şehir her yeri iki günde görürsün dediler. Ama günde yaklaşık 25.000 adım yürümemize rağmen yetmedi! İlk gün biraz şehri gezdik; şehrin ara sokakları antikacılar, gümüşçüler ve kitapçılar ile dolu. Yalnızca yürümek bile çok keyifli. Sonrasında, “Heineken Experience” turuna katıldık. Fabrika, 1864 yılında kurulan markanın o günden bugüne yaşadığı değişimi müthiş bir kurgu ve görsel efektler ile zamanda yolculuk yaparcasına size yaşatıyor. Yaklaşık 2 saat süren gezinin ardından, kurt gibi acıkmış bir halde otelin önerdiği bir deniz ürünleri restoranına gittik. Eğer deniz ürünü seviyorsanız oraya kadar gitmişken benim yerime de “The Seafood Bar”a uğrayın derim.

İkinci gün; Van Gogh Museum ve Rijksmuseum’u gezerek güne başladık, hakkını vererek gezeceğim derseniz yalnızca bu iki müzede bir günü bitirebilirsiniz. Bu arada fotoğraflarında gördüğünüz “Amsterdam” yazısı da bu bölgedeymiş fakat kaldırmışlar. Başta da dediğim gibi artık turist istemiyorlar. Ayrıca, Amsterdam biletini alır almaz “Anne Frank’ın Hatıra Defteri”ni de okumaya başlamanızı öneririm. Çünkü Anne Frank’ın ailesi ile birlikte iki yıl gizlice kaldığı oda da müze olarak ziyarete açık. Dam Meydanı ve Çiçek Pazarı da görmenize değecek yerlerden. 

Ulaşım için şehir halkı büyük oranda bisikleti tercih ediyor: yollar düz, bisiklet yolları her yerde (bu arada bizim dikkatimizi gidonların alışkın olduğumuz yükseklikten daha yukarıda olması çekti). Aynı zamanda tramvay da çok yaygın, tahmin edersiniz ki şehrin altı su olduğu için bir metro ağı yok. Ayrıca, kanalda çayınızı veya kahvenizi içerken bir buçuk saatlik turla şehre farklı bir açıdan da bakabilirsiniz. 

Son olarak, gitmişken çeşit çeşit peynirlerin tadına bakmayı ve taze patates kızartması yemeyi ihmal etmeyin. Lale bahçelerini biz yetiştiremedik ama umarım siz gezebilirsiniz. İyi eğlenceler.