Hitler’in Unutulan Çocukları

Ingrid von Oelhafen & Tim Tate

Değerli okuyucular;

Sizlere bu yazımda gerçek bir hayat hikâyesinin kitaplaştırılmış halinden bahsedeceğim. Hitler’in Unutulan Çocukları isimli bu kitap; Ingrid von Oelhafen’in, bir diğer adı ile Erika Matko’nun 1942 yılında başlayan yaşam hikayesidir.  Sevgili Esin bu kitabı bana hediye ettiğinde ismi dolayısı ile Hitler ve o dönemki zulümlere dair öğeler içereceğini tahmin ediyordum da böylesi bir distopya ile karşılaşacağımı hiç bilmiyordum. Distopya tabiri aslında alternatif ve aslında olası da olmayan bir dünyayı tarifler. Burada Hitler’in bir numaralı adamı Himmler’in hayata geçirdiği proje anlatılırken bunun distopya olarak kalması gerekirken yakın geçmişte gerçekleşmiş olması, bu uğurda yitirilen veya değiştirilen hayatlar insanı dehşete düşürüyor. Himmler’in projesi aslını eski bir tavuk yetiştiricisi olan Walther Darre tarafından yazılan “Kan ve Toprak” isimli manifestosuna dayanmaktadır. 1929 yılında Nazi Partisi yayınevi tarafından basılan bu manifestonun bir kısmı şöyleydi; “SS insan rezervinden yeni bir asalet üreteceğiz. Soylu kan taşıyan atalarımızın içgüdüsel olarak başardığı şeyi planlı ve biyoloji kanunlarına uygun şekilde başaracağız.” Bu başlangıç düsturu ile sonrasında evlilik dışı ilişkileri onaylamak, kadınları doğum çiftliği denebilecek ayrı evlere yerleştirip ari ırktan çocuklar elde etmeye çalışmak, kriterlere uymayan veya hastalıklı bulunan çocukların katli gibi pek çok bir kısmı da akla sığmayan şeyler yapılır. İnsanlar ırk uzmanlarının yardımı ile sınıflara ayrılır. Bir süre sonra hedeflenen sayılara ulaşılamayacağı görüldüğünde de sahip olunan (savaşlarda kazanılan) yeni yerlerde bebek ve çocuklardan kriterlere uyan, Aryan ırkına uygun olanların seçilerek Almanya’da yetimhanelere yollanması ile başlayan yeni bir süreç başlar. Lebensborn çocuk kaçırma programı olarak da adlandırılan bu süreçte Himmler’in verdiği talimatları gösteren bir mektubunda “Özellikle güzel ırksal özellikle taşıyan Polonyalı küçük çocukların ailelerinden zorla alınarak özel çocuk kurumlarında eğitilmesini doğru bulduğu ve bunlardan uygun olanların taraflarınca alınıp, iyi ırka mensup çocuksuz Aryan ailelere verilmesi düşünülebilir,” ifadeleri yer almaktadır. Kitabın yazarı Ingrid, bir Alman ailesinin çocuğu olarak büyür. Büyürken hissettirilen sevgisizlik yüzünden hep bir eksiklik, bir yanlışlık olduğunun farkındadır ama bunun sebebini fark etmesi onun yıllarını alacaktır. Sonrasında kendisi gibi “Lebensborn çocuğu” olan, küçükken köklerinden, ebeveynlerinden alınarak başka ailelere veya yetimhaneye verilen pek çok insanın daha bulunduğunu fark eder. Hitler dönemi belki bitmiştir ama kendi gerçek kimliğini bulmak o kadar da kolay olmayacaktır. Resmi belgelere ulaşmak, Lebensborn programı ile ilgili bilgi toplamak belki malumun ilanı olacağından oldukça zordur. Biz okuyucular Ingrid’in köklerini bulma yolculuğunda bazen sabırsız bazen öfkeli halde ona eşlik edeceğiz. Yapılan zulmün dehşeti ile irkileceğiz. Öylesine uçuk, imkansız ve akıl dışı görünen bir fikrin hayata geçirebileceğine ve destek bulacağına inanamayacağız. Gücün kimin elinde olduğunun nasıl da önemli olduğunu bir kez daha fark edeceğiz. Üstelik çok uzak bir geçmişte değil, on yıllar önce bunların bir başka ülkede yaşanmış olması her şeyin kısa sürede değişebileceğine güzel bir örnek olacak. 

Damızlık Kızın Öyküsü’nü okurken yöneticilerin değişmesi ile doğuştan hak gördüklerimizin, sahip olduklarımızın kısa sürede elimizden alınabileceğini görmüş ve dehşete düşmüştüm. Demek ki güçlü olanların, yöneticilerin doğru kişiler olması mevcut hak ve özgürlüklerimizin kaybolmaması için çok önemli demiştim. Onun bir distopya olması içimi bir nebze rahatlatmıştı ama bu kitabı okurken aynı dehşet içimi sardı. Çünkü o fikirler distopik olsa bile taraftarlar buldu ve karşılığında bir dram yaşandı. 

Bu dramı bize tarihi belgelerle, başka çocukların hayat öyküleri ile sunan Hitler’in Unutulan Çocukları sonbahara, bu hazan mevsimine yakışacak bir kitap olacak. Umarım yakın tarihte, bize çokta uzak olmayan bir coğrafyada yaşananların şahidi olmak size de benim gibi çok şey katar. Keyifli okumalar dilerim.

Kitap aşkına!