Kırkikindi Yağmurları (3)

4. YAĞMUR (Hâkim Bey)

Artık dayanamıyorum yokluğuna. Çıkıp hâkim karşısına; sevgisizlikten şikâyetçiyim Hâkim Bey dedim; onu bana hatırlatıp duruyor, yoluma devam etmemi engelliyor. Mahkûm edin şu vicdansızı. Öyle derinlere, öyle derinliklere hapsedin ki bulamayım izlerini bende. Yanlış anlaşılmasın sakın, sevmiyorum o zalimi. Alacak verecek davası bizimkisi. Kedi gibi başımı dizlerine koyup sevildiğim günleri, saçlarımda gezinen o bir çift eli, dudağından dökülen sevgi sözcüklerini, o çok sevdiği gamzelerime konan küçük buseleri istiyorum Hâkim Bey. Yıllardır oruçluyum sanki bir yudum sevgiye hasret gibi…

Beni bu kadar sevip, sonra bir başıma bıraktığı için şikâyetçiyim Hâkim Bey. İki elim yakasında olsun mahşerde, kalbimin kırk kat derinliklerine gömülsün; beti bereketi kaçsın sevgimin, kalmasın ondan geriye ufak bir sevgi kırıntısı bile…

5. YAĞMUR (Söz)

Bir günüm de sensiz geçmiyor Ali; anlaşılan seni yanlış yere hapsetmişim. Kalbimin her köşesi senken başka türlü olmazdı değil mi? Seni gönlümde serbest bıraktığım gün dün gibi aklımda. Temyize gittin zannımca. Rüyamda yanımdan konuşmadan geçip gidiyorsun. Sabah kalktığımda içimde bir huzur, seni gönlümden azat ettiğimi o zaman anlıyorum. Ne senle, ne de sensiz yapabiliyorum. Aynaya her baktığımda gördüğüm gamzelerim, senin en sevdiklerin. Dudağımın iki yanında, gül bahçemdeki çukursun. Alıp seni içine koysam, aynada her gün sana baksam…

Sana ne kadar kızsam da zaman benim ilacım. Yağmurlarım başladığı günden beri ben daha iyiyim. Senin içindeki kara bulutlar yağdığı vakit söz; Feraye’n gamzelerinden öptürecek, seni senle mutlu edecek…