Kırkikindi Yağmurları (4)

6.YAĞMUR (Duy beni)

Şşşt Ali, yerin kulağı var diyorlar. Beni senden başka kimse duymasın. İtiraf etmemek, olmadığı anlamına gelmez değil mi? 29 harf midir gerçek olan? Harfler anlamlı dizildiği zaman mı gerçek ortaya çıkıyor? Anlatmasam, yazmasam, sadece düşünsem beni duymaz mısın? 

Ben Ankara’nın renkli ışıkları arasında, bu koca şehrin yalnızlığında seni düşünüyorum. İsmini zikrettikçe içimdeki fırtına diner sandım, yanılmışım. Adını andıkça sağanaklarım durmaz oldu. Bu deli gönlüm seninle dolup, yine seninle taşıyor. İçimdeki sen selini bir türlü durduramıyorum, ben sen de boğuluyorum, yetiş Ali!

7.YAĞMUR (Vazgeçtim)

Yazdıkça içimdeki sağanağın yavaşladığını hissediyorum. Önce fırtınalarım sağanağa, sonra yağmura, sonra çiseye dönüşüyor; huzur buluyorum. Sonunda derin derin iç çekişlerim kalıyor. Buna şükür Ali, ben yağmurlarıma seninle değer katıyorum.

İçimde hiç kuraklık olmasın istiyorum. Yağmurdan sonraki toprak kokum, gökkuşağım, güneşim, sevincim… Sana olan özlemim yazdıkça biter sandım, nafile… Vazgeçtim; keşkeleri davet edip, bensiz geçen günlerini geri istiyorum.

Çok bekletme beni, yağmurlarım bitince gel.

8.YAĞMUR (Cennet Komşusu)

Ben seni nefretimle büyüttüm. Sana olan kırgınlığım o kadar çoktu ki ben düşündükçe sen büyüdün, altında ezilir oldum. Kara bulutlarım yağdıkça hafiflerim sandım. Nefretim özleminle buluşunca felek bir tırnak daha çaldı alın yazıma. Senelerce sana vazgeçilmezim demişim ya. Yalan Ali, geriye dönüp baktığımda ben senden çoktan vazgeçmişim. Kalbimdeki terazi midir ölçü bilmiyorum. Serde senin üzüntün hafif kalmış. Bizim sevgimiz cennette ölçülsün. Feraye ve Ali, Aslı ile Kerem’e komşu olsun.