Korona Günlerine Psikolojik Bir Bakış: Neden Ekmek Yapıyoruz?

Kimimizin evden çıkmayıp tedbir almaya çalıştığı, kimimizin çalışmak zorundalığı içerisinde dışarı çıktığı ve kimimizin ise hiç umursamadığı küresel bir salgınla karşı karşıyayız. Evde kalabilen şanslı çoğunluk olarak işlerimizi evimizden yürüttük, haberleri takip ettik, marketlerden her ihtimale karşı ihtiyaç fazlası ürünler alarak stok yaptık, Instagram’da arkadaşlarımıza meydan okuyarak zaman geçirdik, kitaplar okuduk… Zorunluluklarımızı ve hobilerimizi yerine getirdikten sonra ise mutfaklara koşarak ekmekler, kekler, kurabiyeler, değişik yemekler yapmaya koyulduk; farklı tarifler deneyerek ortaya ilginç menüler çıkardık. Misafir gelmiyor, hazır gıdalar stok durumunda, evimizde belki de hiç olmadığı kadar gıda var. Peki, bizler neden çılgınlar gibi mutfakta vakit geçiriyoruz?

Aslında bu sorunun cevabı çok uzun zaman önceki davranışlarımıza dayanıyor olabilir. İlkel zamanlarda insanlar taş oyarak, vakit geçirebilecekleri materyaller üreterek, yerleşik hayata geçip tarım yaparak, ateşle oynayarak, avlanarak, yemek yaparak vb. pek çok farklı şey üretebildi. Stresli ve kıtlık ile geçen dönemlerde ise temel ihtiyaç olan besinlerini çeşitli yollarla saklamayı öğrenerek depoladılar. Böylelikle stresli zamanları daha kolay geçirdiler ve ilerde oluşabilecek zor dönemleri depoları sayesinde daha rahat karşıladılar. Böylece üretme, depolama ve bunun bir sonucu olarak rahatlama davranışı yaygınlaştı. İlkel zamanlarda durum böyle iken gelelim azıcık yakın geçmişe…

Bizler hayatımızın belki de en güzel dönemi olan çocukluğumuzu yaşarken büyük annelerimiz, büyük babalarımız, anne-babalarımız her şey yolunda olsa bile evdeki pek çok şeyi farklı amaçlar için kullandı, dönüştürdü, biriktirdi. Sokaktan eve gelip duyduğumuz yeni pişen tatlı reçel kokusu, okuldan gelip sıcak sıcak yediğimiz taze gözlemeler, yaz tatillerinde yapılan erişteler, salçalar, turşular… Tüm bu davranışları gözlemleyerek, yaşayarak büyüdük ve şimdi birer yetişkin bu davranışları bizzat biz sergiliyoruz. Özellikle son günlerde farklı ekmek tarifleri deniyoruz, şekersiz kekler yapıyoruz, üç malzemeli kurabiyeler yapıp buzluğa atıyoruz. Herkes için oldukça stresli geçen, haberleri görerek endişelendiğimiz, ne yapacağımızı ve neye inanacağımızı kestiremediğimiz bir belirsizliğin içerisindeyiz. Stres belirsizlik, belirsizlik ise yeniden stres yaratıyor ve biz bu döngüye mutfakta harikalar yaratarak tepki veriyoruz.

Bunun sebebi hem ilkel zamanlardan bugünlere taşınmış üretme ve depolama rahatlığı hem de çocukluğumuzdaki huzurun tekrarlanma arzusu. Özellikle koku ve tat; unutulmayan, hatırlanamasa bile zihnimizdeki varlığını devam ettirebilen duyulardır. Yani çocukluğumuz ve insan davranışlarında kodlu olma ihtimali olabilen bu davranışlarımız sebebiyle son günlerde her birimiz harika birer mutfak şefleriyiz.

Keep calm and make some bread (sakin olun ve biraz ekmek yapın)

Uzm. Psk. Buse Ergün